Feyzi SARIKAYA

Feyzi SARIKAYA

Bu yazının konusu dün sona eren Nilüfer Müzik Festivali.
14 Ağustos 2017 Pazartesi 11:57:05
369 kez okundu.

Bu yazının konusu dün sona eren Nilüfer Müzik Festivali.

Kamu kurumu tarafından organize edilen en büyük ve en geniş kapsamlı festival olma özelliğini taşıyan Nilüfer Müzik Festivali, bu yıl da dolu dolu ve eğlenceli geçti.

Festivalin ilk gününden son gününe kadar hep festival alanındaydım. Özellikle her sahneye gitmeye her etkinliğe katılmaya çalıştım, bu yazıyı daha geniş yazabilmek için.

Yazının sonunda mutlaka yine bu cümleyi kuracağım ama başından da kurarak yazının aslında kısa bir özetini yapayım, Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'e  ve tüm Nilüfer Belediyesi çalışanlarına ayrı ayrı teşekkür ediyor ve tebrik ediyorum. Harika bir iş çıkardınız. Festival gibi festivaldi. Teşekkürler.

Bilgi, tercrübe, profesyonellik...

Nilüfer Müzik Festivali'nin 3.yılında, tamamen tecrübe sahibi olan ve gelen her eleştiriyi değerlendiren Nilüfer Belediyesi, profesyonel bir kadroyla profesyonel bir iş çıkardı. Festival öncesi yetkili birimlerle yaptığımız görüşmelerden bile etkilenmiştim. Aradığım zaman cevap veren, eğer meşgulse 5 dakika sonra geri dönüş yapan bir birim vardı. Her soruma cevap aldığım, her bilgiye ulaştığım bir belediye vardı karşımda. Basın girişi yaptık festivale, hemen Asiye Hanım, basın kartımızı vererek uymamız gereken kuralları anlattı. Kurallar diyorum özellikle, çünkü içeride kurallar vardı, herkesin uyması gereken. Basın, tabii ki özgürdü ama bizimde uymamız gereken kurallar vardı, sonuna kadar saygı duyduğumuz.

Güvenlik duvarı oldukça yüksekti...

Güvenlik hat safhadaydı festivalde. Bilmeyenler için biraz anlatayım. Girişte çok ciddi bir aramadan geçiyorsunuz. Bu aramalarda profesyonel ses ve görüntü kaydı yapan cihazlar, içecekler, cam, plastik şişe, teneke, kamp ocağı, havai fişek, yanıcı parlayıcı her türlü nesne (parfüm, deodorant, böcek ilacı vb.), silah veya keskin nesneler sokmanız kesinlikle yasak. Hatta festival alanında herkesin ihtiyacını karşılayacak çeşitlikte, denetlenen,  yemek stantları vardı bu yüzden festival dışındaki seyyar satıcılardan zehirlenme olasılığını düşünerek yiyecek alınmaması tavsiye edildi. Festival alanı içerisinde belirtilen özel alan içerisinde her türlü içecek satışları vardı. Tüm yiyecek ve içecek fiyatları önceden açıklandı. Uyuşturucu madde sokulmaması için açık sigara paketleri dahi alınmadı içeri. Özel eğitimli köpeklerde vardı hem girişte hem de alanda zaman zaman arama yaptılar. Bu güvenlik seviyesi bile daha girişte festivale hayran bırakıyor.

Karışık WC...

Festival alanında herkes için her şey düşünülmüş. Bazı kendini bilmez ve görmeden duymadan yazan gazetecilerin yazdığı gibi tuvaletlerde kız-erkek ayrımı yok değil. Tabii ki var. Hatta olmasa eminim kızların işine gelirdi. Çünkü çok sıra oluyordu kadın tuvaletleri önünde. Yine de boş konuşanlar için fotoğrafladım. Kampçılar için özel duş alanları vardı. Sürekli bu alanları temizleyen belediye çalışanları. Tuvaletlerden tuvalet kağıdı ve sabun hiç eksik olmadı. Arızalanan yerlere anında müdahale edildi. 

 

Renkler...

3 tip bileklik 3 ayrı renk ve 3 ayrı anlam vardı. Girişte verilen bileklikler biletinize göre ve yaşınıza göre sınıflandırılmıştı. Açık mavi kamp bilekliğiydi, bu bilekliğe sahip olanlar festival süresince kamp yapabiliyor ve dilediği konsere katılabiliyordu. Lacivert bileklik, kombine bilekliğiydi. Festival süresince tüm konserlere katılım gösterebiliyor, ancak kamp alanına giremiyordu. Kırmızı bileklik ise +18 bilekliğiydi. 18 yaşından küçüklere bu bileklik kesinlikle verilmiyor. +18 alanına giremiyor, sigara ve alkollü içecek satışı yapılmıyor, zaten o alanlara dahi gelemiyordu. Çok güzel düşünülmüş bu bileklikler akıl oyunlarına ev sahipliği yapmaması için de özel üretilmiş. Sadece sizin bileğinizde kalıyor özel mekanizması sayesinde çıkartılamıyordu. Çıkarıldığı veya kesildiği takdirde biletiniz iptal oluyor ve hiç bir alana alınmıyorsunuz. Tüm kapı girişlerinde bileklik kontrolü yapılıyor. Güvenlikler bu konuda kesinlikle taviz vermiyor.

Dikkat insanlık var!

Festival alanında çadırınızı kurarken veya dolaşırken de bir şey dikkatinizi çekiyor. Görevlilerden veya etrafınızdaki insanlardan bir şey istediğiniz zaman hiç bir olumsuz cevap almıyorsunuz. Yardım isteyeceğiniz zaman anında yardım eden bir insan topluluğu oluyor. Bir yeri soracağınız zaman "kardeşim yüz metre ileride" bile demiyorlar size eşlik ediyorlar. Nazar değmesin inşallah ama hırsızlık, gasp gibi bir şeye rastlamıyorsunuz. Dilediğiniz eşyanızı çadırınızda gönül rahatlığıyla bırakabiliyorsunuz. Çünkü etrafınızdaki binlerce kişinin niyeti kötü değil. Müzik dinlemeye gelmişler. Festivale, eğlenmeye kafalarını dinlemeye gelmişler. Bu o kadar belliydi ki. Belli bir zaman bu durumlara alışamıyorsunuz ama alanda tamamen insanlık hakim. Aşırı sıcaktan biri bayıldığı zaman, yada ufak tefek kazalar meydana geldiği zaman, onlarca insan seferber oluyor ve acil müdahale çadırına götürülüyor. 

60 farklı performans...

En önemli konulardan birisi hiç şüphesiz sanatçı listesi ve program. Geçen yıl 28 performans varken bu yıl 60 performans izledik. Hepsi birbirinden değerli müzisyenlerin, müzikleri herkesi hem coşturdu hem dinlendirdi. 60 sanatçının da günü ve saati belliydi. Belirlenen programa göre tüm sanatçılar saatleri geldiğinde sahnedeydiler. Bu bile çok ayrı bir olay. Hiç bir müziksever saatlerce sanatçı beklemedi. Sahne alanı, sahne etrafındaki güvenlik önlemleri sahnedeki ses, ışık ve görüntü sistemleri ise eleştiriye tamamen kapalıydı. Bu kadar harika bir sistem kurulamazdı herhalde. Ya da biz başka belediyelerin etkinliklerinde görmediğimiz için bize çok iyi geldi.

Favorim Gaye Su Akyol...

Tek tek sanatçıların performansları değerlendirmek isterdim ama bu yazı o zaman çok uzardı. Sizi sıkmak istemem. Ama şunu bilin ki hepsi çok iyiydi. Özellikle, Can Gox, Adamlar, Bubituzak, Gaye Su Akyol, Hey! Douglas, Flört, Duman, Kozmonot Osman, Sattas, Yüzyüzeyken Konuşuruz, Maximo Park, Kuenta I Tambu, 47 Soul, Cem Adrian, Dubioza Kolektiv performansları beni büyüleyen performanslardı. Sesi, sempatikliği ve müziğiyle kendine hayran bırakan performansıyla Gaye Su Akyol, ise beni etkileyen en büyük performanstı. Selda Bağcan'ın "Yaz Gazeteci Yaz" şarkısını da seslendiren Akyol, sanki bana bu festivali de yaz kardeşim der gibi seslendirdi o güzel şarkıyı. Bende ona özel parantez içerisinde yazıyorum Gaye Su Akyol'u.

 

Nerede o kafa?

Festival öyle bir festival ki daha yazılacak çok şey var ama hala kulaklarımda müzik var. Müziğin ritmini atamadım hala üzerimden. O yüzden bazı yerleri de anlatılmaz, yazılamaz sanırım. Yaşamanız lazım. Ne bileyim çok eleştiren var o eleştirenlerin bu festivali başından sonuna yaşaması lazım bence. Ama gerçi o kadar kafa, o kadar kültür yoktur herhalde.

Saygı alanı...

Festivalin en çok saygı duyduğum alanlarını da anlatmadan bitirmeyeyim yazımı. Festival alanına engellilerin girişleri ücretsizdi. Onlar için özel servisler bulunuyordu festival alanına gelmek için. Ve gördüm ki bir çok engelli kardeşimizle ilgilenen, sohbet eden, onlarla eğlenen bir kitlede vardı. İçerde bir etkinlik vardı özellikle çektim fotoğrafını. İşitme engelli kardeşlerimizle konuşmamızı öğretici bir işaret dili kursu vardı. Çok da güzel bir katılım vardı. Her gün seansları vardı yüzlerce insan buraya katıldı boş vakitlerinde. O eğitimi verenlere de , o eğitimi alanlara da ayrı bir saygı duydum. Harikaydınız.

Bir diğer saygı alanı ise Türkiye LGBTİ Birliği'nin yer aldığı alan. LGBTİ üyelerinin yer aldığı tanıştığı, kaynaştığı, sohbet ettiği bu alan gerçekten ayrı bir saygı duyduğum alan oldu. Çünkü bir çok yerde saygısızlık gören bu birliğe bir kişi bile ağzını açıp olumsuz bir cümle kurmadı. Herkes şu an benim yaptığım gibi saygı duydu. Çay molaları vardı zaman zaman etkinlikler yaptılar. Onlar da çok rahat, özgürdü ve bu inanın çok güzeldi. Yeri gelmişken bu tuvaletleri eleştiren bazı gazeteciler, Türkiye LGBTİ Birliği için cinsiyet ayrımının yapılmadığı tuvaletleri görmüşlerdir. Saygı duymadıkları için saygısızlık yapmaktan da çekinmediler. Ama inanın kimse aldırış etmedi bu yazılanlara söylenenlere. Çünkü festival alanında herkesin neyin nasıl olduğunu çok iyi biliyordu.

Alkışlar Bozbey ve ekibine...

Bu festival gibi festival, Nilüfer Müzik Festivali'nin tüm festival yapan veya yapacak olan belediyelere örnek olmasını diliyorum. Umarım girişinden, güvenliğine, organizasyonundan, ışığına, sesine kadar her şeyini örnek alırlar.

Festival alanının hiç bir yerinde Nilüfer Belediyesi yazmayan, yüzlerce afiş yaptırıp üzerine Mustafa Bozbey yazdırmayan, Nilüfer Belediyesi'nin reklamını yapabilmek için, seçim hazırlığı yapar gibi kendini her fırsatta sahneye atmayan Nilüfer Belediye Başkanı Sayın Mustafa Bozbey'e oldukça içten bir teşekkür ediyorum. Bozbey'in ekibine, organizasyon kadrosuna, güvenlik görevlilerine, yiyecek içecek standı açarak bizi aç bırakmayan o tatlı teyzelere, emeği geçen sayamadığım herkese ayrı ayrı ve tüm içtenliğimle teşekkür ediyorum. Çok güzel, harika bir festivaldi. Bir sonraki yıl gerçekleşecek olan Nilüfer Müzik Festivali 2018'i şimdiden iple çekiyorum. Bu yıl katılamayanlara da şimdiden bir sonraki yıl için planlarını yapmasını tavsiye ediyorum.

Mustafa Bozbey'in de dediği gibi, "Dünyamız festival olsun."

 


Gemlik Reklam