Feyzi SARIKAYA

Feyzi SARIKAYA

Önceki gün Gemlik yine çok zor bir sınavdan geçti. İki ailenin ocağına ateş düştü.
6 Temmuz 2017 Perşembe 16:54:05
7101 kez okundu.

Önceki gün Gemlik yine çok zor bir sınavdan geçti. İki ailenin ocağına ateş düştü.

Olayların başlangıcından bitişine kadar her şeyi  an ve an yaşadım. Tam içerisindeydim. O yüzden dün yazamadım. Toparlayamadım kendimi. Kafamı toparlayıp yazamadım bir türlü. Çünkü gerçekten çok üzgün ve çok öfkeliydim. Yine hiç yapmak istemediğimiz haberleri yaptık, yine hiç çekmek istemediğimiz fotoğrafları çektik. Hiç yapmak istemediğimiz canlı yayınları yaptık.

İlk önce bir haber geldi. "Feyzi çabuk Balıkpazarı'na gel. Öğretmenevi'nin önünde Özgür Aksoy'u vurdular."diye. Duyduğuma inanamamıştım, nasıl olur? Kim ve neden Özgür ağabeyi vurur? Olay yerine gittiğimde büyük bir kalabalık vardı. Ortalıkta boş kovanlar, camları parçalanmış bir araba ve kan dolu bir sokak karşıladı beni. İlk baş ne bir fotoğraf ne bir video çekebildim. Çekemezdimde zaten, Özgür ağabeyin durumunu öğrenmeye çalıştım. Durumu nasıl iyi mi değil mi diye öğrenmeye çalışırken, bir çok görgü tanığı şu ifadeyi kullandı; "Durumu çok iyi görünmüyordu, ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı." dediler. Yıkılmıştım adeta. O esnada polislerle konuşmak için yanlarına yanaştım. Abi kim yapmış neden yapmış? Yakalayabildiniz mi diye sorduğum esnada bir telsiz konuşmasına şahit oldum. Telsizden gelen ses gergin ve endişeliydi. "Tüm ekiplerin dikkatine çelik yeleklerinizi giyin ve ağır makineli silahlarınızı alarak Gemlik Adalet Sarayı önüne gelin!"

Duyduğumuz anons karşısında neye uğradığımızı şaşırmış ve bir anda hızlı bir şekilde kendimizi Gemlik Adalet Sarayı önünde bulduk. O esnada Gemlik Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin etrafta kuş uçurtmadığını farkettim. Etrafı sarmışlar ve zanlının çatıda olduğunu öğrendik. Ama acı bir haberle öğrendik bunu. Çünkü o şerefsiz, o çatıya çıkmadan önce kapının önünde birisiyle sohbet ederken kalleş bir şekilde Polisimiz ağabeyimiz İdris Büyükdönmez'i şehit etmiş. Bu haberle yıkıldık. Ama hızlıca toparlamam gerekiyordu kendimi. Sonra başladık canlı yayına. Canlı yayını özellikle yaptık, olan biteni an ve an doğru bir şekilde aktarmak istedik kamuoyuna. Canlı yayın sırasında özellikle anlatmama rağmen bir çok kişi bu olayı terör eylemi olduğunu iddia etti. Henüz bir açıklama yok ama bu olay terör eylemi değil desek de bir çok provakatör olayın bir terör eylemi olduğunu ifade etmiş, o şekilde bir algı yaratmış. Yazımın başlığında da olduğu gibi "Terör Değil Ama Terör Gibi" gerçekten.

Yaklaşık 45 dakika sonra saldırganın etkisiz hale getirildiğini öğrenir öğrenmez adliye önüne doğru kameramla ilerleyeme başladım. O sırada bir yandan da yaşananları canlı canlı anlatıyorum, sesim oldukça normal buraya kadar. Birkaç saniye sonra ise öfkeli bir kalabalık adliyeye doğru koşmaya başladı. Polisler gelmeyin uzaklaşın demesine rağmen, savaşa gider gibi adliyeye doğru koşan bir kalabalık gördüm. O esnada sesimin tonu da kalbimin atışları da aynı anda değişti. Silahlar patlamaya başladı. Polisler öfkeli kalabalığı dağıtmak için havaya ateş ediyordu. Ama bu kalabalığın dağılmaya hiç niyeti yoktu. Çünkü o zanlıyı ölü ya da diri istiyorlardı. Ölmediğine inanıyorlardı ve öldürmek istiyorlardı. Bir avukatı ve polisi öldüren o zanlıyı öldürmek istiyorlardı. Ama o zanlı zaten kaçamayacağını anlayınca kendi kendini imha etmiş. Daha doğrusu yapılan resmi açıklama o doğrultuda. Zanlının polis tarafından öldürüldüğü iddiası da var ama resmi bir bilgi değil. Eğer öyleyse de o polislerimizin ellerinden öpüyorum.

Dışarıdaki kalabalık giderek artıyordu ve zaman zaman gergin anlar yaşanıyordu. O esnada bir yandan da tabii ki yapılan haberleri inceliyordum. Telefonlar hiç susmuyor elimden geldiğince doğru bilgiyi yaymaya çalışıyordum. Ama tabii ki emniyet güçleri gergindi haliyle. Arkadaşları şehit olmuş, bir avukat ağır yaralı, soramıyordum, çekiniyordum. O yüzden iyice zamanın geçmesini bekledim. Sonra yavaş yavaş doğru bilgileri alarak kamuoyunu bilgilendirmeye çalıştık.

Aradan geçen bir kaç saatin ardından Gemlik Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Avukat Özgür Aksoy'un da şehit olduğunu öğrendiğimizde yine gözyaşları içerisinde yayınladık bu haberi. Yine kapkara bir geceydi. Yine ölesiye karamsar olduğumuz bir geceydi. Ellerimiz titriyordu haberleri yazarken, içimiz kan ağlıyordu. Bir yandan Gemlik'in geleceğini düşünürken bir yandan da şehitlerimizin yakınlarını, çocuklarını düşünüyordum. Hele Özgür Ağabey'in daha 1 ay önce doğmuş çocuğu. Daha babasını bile tanıyamadan kaybetti babasını. Hem de alçakça, haince bir silahlı saldırıda kaybetti babasını.

Gemlik'te yaşanan bu kapkara gecenin en net ve en doğru nedeni ilerleyen saatlerde ortaya çıktı.

"DAVA İLE  İLİŞKİSİ YOKTU"

Gemlik İlçe Belediyesi'nde CHP'li Meclis Üyesi olarak da görev yapan Avukat Özgür Aksoy'un Musa Güler ile boşandığı eşi Emine Deş arasındaki mal paylaşımı davası ile hiç bir ilgisinin olmadığı iddia edildi. Aksoy ile aynı hukuk bürosunda çalışan ve Emine Deş'in dava işlemini yürüten İbrahim Sarı, telefon ile açıklama yaptı. Sarı, "Özgür ağabeyle  aynı hukuk bürosunda görev yapıyorum. Emine Deş'in boşanma davası sonrası mal paylaşımı ile ilgili mahkeme sürecini ben takip ettim. Mahkeme, Güler'i, Deş'e 45 bin lira ödemeye mahkum etti. Üç ay önce otomobili için icra işlemi başlatıldı. Hemşehrim olan Musa Güler büromuza geldi. Benimle görüşüp tehditler yağdırdı. Daha sonra Emine Deş bana avukatlık ücretim olan 15 bin lirayı ödemeyince, bu kez davasından çekildiğim Deş, için bir başka avukat ile paramı almak üzere icra işlemi başlattım. Özgür beyin bu olay ile hiç bir ilişkisi yoktu. Ben askerdeyken sadece bir veya iki duruşmaya girmiş o kadar. Musa Güler ise beni ve onu tanıyordu. Fiziksel olarak ta bizi karıştırması mümkün değil"  dedi.

Her ne olursa olsun, Gemlik için yine kapkara bir gündü ve öyle geçecek tarihe. Çok değerli bir siyaset adamı ve avukatımız şehit oldu. 3 çocuk babası pırlanta gibi bir polis memurumuz şehit oldu.

Şehitlerimize Allah'tan rahmet, ailesi ve yakınlarına sabırlar diliyorum.

Başın sağ olsun Gemlik. Bu son olsun inşallah.

Başın sağ olsun Bursa, Konya...

Başın sağ olsun TÜRKİYE.

 

 


GemlikLife