Ayşen VURAL

Ayşen VURAL

Nasılsın sorusunu kaç farklı anlamda cevaplandırabilirsiniz diye düşündünüz mü hiç?
20 Nisan 2017 Perşembe 09:13:08
767 kez okundu.

Nasılsın sorusunu kaç farklı anlamda cevaplandırabilirsiniz diye düşündünüz mü hiç?

Örneğin iğneleyici bir "nasılsın"a verilebilecek bir cevap olabilir bu ya da iyimser ve hatırnaz bir kimsenin "nasılsın"ına olabilir yahut meraklı gözlerden çıkmış bir "nasılsın"a olabilir. Peki bize sorulan "nasılsın"ın bunlardan hangisi olduğuna, dolayısıyla hangi cevabı vereceğimize nasıl karar veriyoruz? Bu noktada işleme öyle mekanizmalar giriyor ki inanın olasılığını hesaplamak bazen en zor matematik sorularından daha yorucu olabiliyor. Her nasılsa bu olasılıkların hepsinde değişmez bilinmeyenimiz olan bir "x" imiz mevcut, alt yazılar!

Nasıl ki dilini bilmediğimiz bir film alt yazılarıyla birlikte bizim için anlamlı hale geliyorsa; iletişimde de konuşmalarımız alıcının anladığı alt yazılara göre anlam kazanabiliyor. Ne var ki bazen alt yazıları takip etmekten filmdeki kareleri kaçırdığımız gibi iletişimde de söylenilenleri arka plana atmış ya da söylenilenlerden uzaklaşmış olabiliyoruz. Hani bir söz vardır; sen ne söylersen söyle karşındakinin anladığı kadar söylemişsindir diye, benzer şekilde ne söylenirse söylensin alıcının alt yazılardan ne anladığıdır iletişim. Dolayısıyla söylenilenin ve anlaşılanın örtüşmemesi sayısız sorunlarla karşı karşıya bırakabilir bizi aniden, hani çağın rahatsızlığı olan iletişim bozukluğu gibi...Sonrasında gelen şiddetli geçimsizlik senaryoları gibi...

Öyleyse alt yazıların etki mekanizmasını kontrol altına almaktır çözüm için gerekli olan. Şöyle ki; bizim için yeteri kadar açık olmayan bir yönerge aldığımızda alt yazıdan çıkartacağımız anlama göre eyleme geçmektense; yönergenin daha anlaşılır hale gelmesini istemek yapacağımız ilk eylem olmalıdır. Bu doğrultuda bizim yönergeyi anlamadığımızı belirtmek, karşıdakinin anladığımızı onaylamasını beklemek yapılabilinecekler arasında yer alabilir. Ne yazıktır ki bu kadar kolay uygulanamamakta bu öğrenilenler, zaman yetmemekte bir cümle daha kurmak için bazen, bazen kendimize aşırı güvenilmekte yahut önemsenmemekte iletişim ya da öngörülmemekte bir adım sonraki çatışma. İş böyle olunca da ne oldu da biz bu hale geldik diye sorabiliyoruz kendimize. Hani sonra her şeyin alt yazısını okumak zorundaymışız gibi bu sorudan da şunu çıkartabiliyoruz: "sorun bende mi demek istiyorsun yani yahut hani değişmeyecektik?" Bu da bizi alıp başka çıkmazlara, başka bilinmeyenli sorulara götürebiliyor hatta başka alt yazılara...

Peki altyazısız bir iletişim gerçekleştirilebilinir mi ya da iletişim kurarken alt yazıları anlamazlıktan mı gelmeliyiz her zaman? Şüphesiz altyazı gerektirmeyecek bir iletişim kanalı bulmalıyız yazmak bu yazının en ütopik cümlesi olurdu çünkü bazı insanlar dublajdan hiç mi hiç hoşlanmıyor. Demek istediğim iletişimini alt yazılarla gerçekleştirmek bazısının kişilik özelliği haline gelmişken önerilebilecek tek şey onun gönderdiği alt yazıları daha okunaklı ve anlaşılır hale getirmek ve belki de doğruluğunu kontrol etmektir ki; yapabileceğimiz ve bizi anlaşmazlıklardan koruyacak tek şeyin bu olduğunu düşünüyorum ... 


Gemlik Reklam