Feyzi SARIKAYA

Feyzi SARIKAYA

Bu konuya değinip değinmemek konusunda çok kararsız kaldım ama yine dayanamadım.
23 Eylül 2016 Cuma 00:39:24
7965 kez okundu.

Bu konuya değinip değinmemek konusunda çok kararsız kaldım ama yine dayanamadım. Geçtiğimiz cuma günü "Gemlik'te Askerin Sır İntiharı" haberini hatırlarsınız. Sır olarak kaldı çünkü neden intihar ettiğini öğrenemedik. Arkasında ne bir not ne de bir mektup bırakmıştı çünkü. Gemlik'e usta birliğini yapmak için yeni gelmiş bir asker.

Cevapsız sorular

Kim bilir ne derdi vardı? Neyi takmıştı bu kadar kafasına? Neye üzülmüştü bu kadar? Ailevi sıkıntıları mı vardı? Uyuşturucu mu kullanıyordu? Neydi onu canından vazgeçmeyi gerektirenler? Ne yazık ki bu soruların hiçbirini cevaplayamıyoruz şu an. Ne yazık ki kaybettik yine gencecik bir insanı. Allah ailesi ve sevenlerine sabır versin.

Neden yazarsın ki?

Başta ailem, arkadaşlarım ve beni sevenler eminim bu yazdıklarımı görünce "Neden yazıyorsun? Yazma böyle şeyler." diyecekler. Ama bir yazarın okurundan bir şey saklamaması kanaatindeyim. Bu yüzden umursamadan yazıyorum sevgili okur. Bu ilk başta saydığım insanlar bana kızıyor çünkü; diyor ki "Seni çekemeyenler var, düşmanlık yapan işinle gücünle uğraşan var iftira atanlar var bunlara fırsat verme." diyorlar. Ama bilmiyorlar ki bizim Allah'tan başka kimseden korkumuz yok. Yaptığımız doğruyu da yanlışı da O görüyor.

Kendileri çalıp kendileri oynuyor

Bu sebeple, kendilerine her zaman saygı göstermeye çalıştığım, hatta meslektaşım dediğim fakat mesleği sömürenlerin yapacakları, yazacakları inanın zerre miktarı umrumda değil.  Hata yapmışız onlara meslektaş demekle, çünkü insanlara vakti zamanında hırsız diyen, sapık diyen şimdi de onlarla boy boy pozlar veren, kendi sitelerinde yayınladıklarını, yine kendilerine ait bir internet sitesinde yayınlayıp ardından bu işi onuruyla gururuyla yapanlara emek hırsızı diyen, rakiplerinin isminin Türkçesi ile internet sitesi açıp prim yapmaya çalışan, onunla da kalmayıp rakiplerinin internet sitesindeki adının aynısını namertçe satın alan ve sonrasında alçakça satmaya çalışan, insanlara türlü oyunlar oynayıp kumpaslar yapan ardında kurdukları kumpasın sonucunda iftira haberleri yayınlayan kalpazanlığın kelime anlamını  bilmeden kalpazan diye suçlayan, kısacası kendileri çalıp kendileri oynayan insanlar gazeteci falan olamaz. O yüzden bu işi mesleği ve onuruyla yapan tüm meslektaşlarımdan özür diliyorum bu insanlara meslektaş dediğim için.

Hayat inanın yaşamaya değer

Dedim ya az önce de bazı sevenlerim bunları yazmamı istemezlerdi diye. Sebeplerinden birini açıkladım. Diğer bir sebebi de üzülüyor olmaları. Ama artık o insanların üzülmemesi gerektiğini açıklamak için de yazıyorum bu yazıyı.
İntihar, sonucunun ölüm olduğunu bilerek, canlının kendisine yaptığı eylemdir. Bireyin kendisine yönelik bir saldırganlık hali olan intihar davranışı, birçok şiddet davranışının aksine her yaştan kişiyi etkilemekte olup, bireyin bilerek ve isteyerek hayatına son vermesi olarak da tanımlanabilir. Ama bir insan neden intihar eder? Neden ölmeyi ister hiç düşündünüz mü?

-Ben düşündüm.

Hatta bu konuyu düşünmekle kalmadım yaşadım. Hiç bir insan ölmeyi istemez bence. İntihar anında dahi olsa istemez. İntihar anında bir insan asla kendisi olamaz. Bunu bana hiçbir bilim adamı hiçbir kitap açıklayamaz. Çünkü yoksunuz o an. Hissedemiyorsunuz, duyamıyorsunuz, düşünmüyorsunuz, tam bir boşluktasınız. Kafanızda bir konu var o konuyu birazdan yaşayacak gibisiniz. Kafanızdaki o konuda ölüm. Etrafta bir sürü insan var, hiçbiri ölmenizi istemiyor. Sizi vazgeçirmeye çalışıyor. Ama hepsi nafile. Çünkü duymuyorsunuz. O  an kendinizde değilsiniz. Bir anlık bir boşluk varsa eğer hayatta kalırsınız. Yoksa ne yazık ki öldü derler arkanızdan. Ölürseniz eğer; ruhunuzun serbest bırakıldığını ve özgürce dolaştığını düşünün. Derhal evinize gidin. İlk gördüğünüz manzara ağlayan insanlar olacak. Anneniz, babanız, kardeşiniz, arkadaşlarınız... Kısaca sizi seven herkesin ağladığını göreceksiniz. Hatta televizyona çıktığınızı düşünün haber olmuşsunuz tüm kanallarda. Haberi duyan akrabalarınız ailenizi arayıp başsağlığı diliyor. Yurtdışındaki akrabalarınız dahil herkes arıyor. Her telefonda yıkılan bir aileniz, bir kardeşiniz var. Kapı her çaldığında içeri giren herkesin ağladığını düşünün. Ve tüm bu söylediklerim tam 7 gün sürecek. 7 gün sonunda evde mevlit okutulacak. Sonra... Sonra mı sizi herkes yavaş yavaş unutmaya başlayacak. Aileniz hatırlayacak gerisi yavaş yavaş unutacak sizi. Sadece sizi sevenler mahvolacak.

Bu yazdıklarım biraz üzen konular kimseyi üzmek istemediğim için özet geçiyorum lütfen affedin. İntihar kimileri için bir son olurken. Benim için en yeni hayatımın bir başlangıcı oldu. Ailem ve sevdiklerimi üzmemek için çabalıyorum. Hayatımı yoluna koyup yeni başarılara imza atıyorum. Herkese ve her şeye rağmen gülüyorum. Yaşamaktan zevk alıyorum. Üzdüğüm insanları tekrar mutlu etmek için çalışıyorum. Bazı insanların düşündüğü takıldığı şeylere takılmıyorum. Bazı insanları umursamıyorum. Sizde umursamayın. Sevginize karşılık göremiyorsanız umursamayın. Ailenizle ilgili sıkıntılarınız varsa umursamayın çözmeye çalışın sadece. Her şeyi stres yapmayın. Kazandığınız para yetmiyorsa başka bir şeyler yapmaya çalışın vazgeçmeyin. İş yok demeyin inanın  bir insan her işi yapabilecek potansiyele sahiptir, sadece potansiyelinizi ortaya çıkartın. Gelecek kaygısı yaşamayın, nasıl olsa gelecek dediğiniz bir gün gelecek. Okulu, sınavları vs. kafanıza takmayın yapamıyorsanız başarılı olamıyorsanız zorlamayın gerek yok, daha iyi yapabildiğiniz mutlaka bir beceriniz vardır, onu ortaya çıkardığınızda okuyanlardan daha başarılı olabilirsiniz. Kısacası tüm olumsuz düşünceleri kafanızdan atın hayata bir bakın. İnanın bana bu hayat yaşamaya değer.
Unutmayın her şey yaşanacaktır. Siz ne yaparsanız yapın yaşanacaktır. Önemli olan yaşadıklarınızdan ders almaktır. Sizi gülümseten insanların peşine takılın. Çünkü sadece bir gülümseme karanlık bir günü aydınlatabilir. Karanlık günleriniz varsa aydınlanması dileğiyle...

Sağlıcakla kal ey okur...


Gemlik Reklam