Aslı CENİK

Aslı CENİK

Öğrencilik yıllarımdan bu yana seyahat etmeme rağmen, bu zamana kadar gezip gördüğüm şehirlere, tanıdığım insanlara dair hiç notlar almadığımı, yalnızca fotoğraflar ile yetinmeye çalıştığımı fark ettim.
21 Eylül 2016 Çarşamba 14:05:41
923 kez okundu.

Öğrencilik yıllarımdan bu yana seyahat etmeme rağmen, bu zamana kadar gezip gördüğüm şehirlere, tanıdığım insanlara dair hiç notlar almadığımı, yalnızca fotoğraflar ile yetinmeye çalıştığımı fark ettim. Özellikle benim gibi hafızası hiç de iyi olmayan bir insan için (tanıyanlar bilir :D) her zaman hatırlamak isteyeceği anları bir kenara not etmesi halbuki ne kadar önem taşıyor.

Ben de bu sebeple gezip gördüğüm yerler ile ilgili deneyimlerimi Malta seyahatim ile başlayarak paylaşmaya karar verdim.

Malum 9 günlük bayram tatili herkes gibi bizim için de bir kaçış fırsatıydı. Biletleri çok öncesinde almıştık zaten. Topladık valizleri ve 12 Eylül Pazartesi günü yola çıktık. THY'nin direkt uçuşu ile ülkeye gidiş-geliş gayet rahat. Yaklaşık 2 buçuk saatlik bir uçuştan sonra Malta havalimanına vardık. Malta'da kalma süreniz 2-3 günden fazla ise havalimanından çıkmadan otobüs bileti satış noktasına uğrayarak 7 günlük "explore card"dan almanızı tavsiye ederim. Otobüse tek biniş 2.50 Euro civarında. Explore Card'a 21 Euro vererek 7 gün boyunca sınırsız kullanım elde edebilirsiniz. Malta'da metro ağı yok, bu sebeple otobüs ağı gayet gelişmiş ve ülkenin her yerine rahat ulaşım imkanı sağlıyor. Unutmadan trafik burada İngiltere'de olduğu gibi soldan. Araç kiralamayı düşünenler var ise alışana kadar dikkatli olmalarını tavsiye ederim.

Havalimanından otele giderken yol boyunca binaları, çevreyi gözlemledim ve ülkeye dair ilk izlenimim; buranın doğu batı sentezini yansıtan bir havasının olduğuydu.

İnsanlar gerçek birer Avrupalı olarak nazik, saygılı ve rahat. Maltaca dışında ikinci ana dilleri İngilizce olduğu için iletişim kolay. Diğer yandan özellikle mimari yapıda Arap esintilerini çok net hissedebiliyorsunuz. Binalar İtalyan ve Arap mimarisi birleşimden doğmuş gibi. Hatta bana Eski Mardin'i hatırlatan çok fazla taş yapı ve sokak gördüm diyebilirim. Kurak yapısından dolayı ise maalesef çok fazla yeşillik göremiyorsunuz.

Yaklaşık 1 saat 15 dakikalık bir otobüs yolculuğundan sonra nihayet St Julian'de otelimizdeydik. Malta'da nerede konaklamalıyız sorunun cevabı bence kesinlikle St Julian. Lokasyon olarak her yere yakın ve gece hayatının hareketli olduğu St George bölgesi burada.

Malta'da herkese hitap edebilecek bir restoran veya bar bulmak mümkün. Ağırlıklı İtalyan menüleri hakim. Deniz ürünleri ise tabii ki şahane. Şarapları çok lezzetli. Çok sıradan bir cafeden bile inanılmaz lezzetler çıkabiliyor karşınıza.

Malta özellikle öğrenciler için bir cennet diyebilirim. Fiyatlar gayet makul ve haftanın hemen hemen her günü etkinlikler ve partilerle dolu. Zaten Malta'da başarılı dil okulları sebebi ile çok fazla öğrenci var.

Denize girmek ve güneşlenmek için St George Bay Beach'i tercih edebilirsiniz. Yalnız biraz kalabalık. Daha sakin bir yer arar iseniz ülkenin batısında kalan Golden Beach'i tavsiye edebilirim. Büyük sayılabilecek bir sahil ve kumsalı çok güzel. Şemsiye ve şezlong kiralamak da mümkün. Biz ikinci günümüzü Golden Beach de geçirdik. Akşam yemeği için ise tercihimiz başkent Valetta idi.

Valetta, adını Osmanlı'nın saldırı girişimini geri çeviren Malta Şövalyeleri tarikatının ustası Jean de Valette'dan almış. Günümüzde ise Malta Şövalyeleri ülke için simge haline gelmiş durumda. Pek çok hediyelik eşya dükkanında şövalye heykelleri, anahtarlıklar ve magnetler  satılıyor.

Ertesi günümüzü de Valetta sokaklarını keşif ile geçiriyoruz. Burada yürüyerek her yeri gezebilir, alışveriş yapabilir, lezzetli bir dondurma tadabilir, minik bir cafede kokteylinizi yudumlarak şehrin keyfini çıkarabilirsiniz.

Valetta keşfinden sonraki günümüzü ise Gozo'ya ayırdık.

Gozo'ya gitmek için alternatifler mevcut. Haftanın her günü Sliema sahilinden Comino ve Gozo adalarına günü birlik turlar düzenleniyor. Fakat biz güneşin altında saatlerce tekne seyahati yapmak istemediğimiz için Cirkewwa'ya otobüs ile giderek oradan Gozo Feribotu ile geçiş yaptık. Cirkewwa - Gozo arası ise feribot ile yaklaşık 30-35 dk sürüyor.

Gozo'nun merkezi inanılmaz keyifli, sokakları sakin, insanları mutlu. Öğlen açık bir yer bulmak maalesef çok mümkün değil. Tüm esnaf siestada oluyor. Biz de bu sebeple önce meşhur Azure Window'u görmeye, daha sonra akşam yemeği için merkeze dönmeyi tercih ediyoruz.

Azure Window; özellikle sualtı dalış meraklılarının gözdesi. Dünyanın her yerinden buraya dalış yapmaya gelen ziyaretçileri var. Bölgenin popülerliğinin son yıllarda artmasındaki bir diğer etken ise Game of Thrones dizisi. Dizinin bazı sahnelerinin burada çekiliyor olması, Game of Thrones hayranlarının buraya akın etmesine sebep oluyor. Azure Window'da yüzme deneyimimizden sonra merkeze yemeğe dönüyoruz ve tam merkezde Local Food isimli mekanda hayatımızda yiyip yiyebileceğimiz en lezzetli jumbo karidesi yiyoruz. Kesinlikle ve kesinlikle tavsiye listemin en başında geliyor.

Malta'daki son günümüzü ise biraz alışverişe ayırdık. Alışveriş için St George'daki Bay Street'e uğradık. İçerisinde güzel mağazalar var ve indirimi yakalar iseniz iyi markaları inanılmaz fiyatlara almak mümkün. Süpermarketlerde ise yerel ve ithal pek çok ürün, çok uygun fiyatlara satılıyor. Bizim tercihimiz yerel peynirler ve şaraplardan yana oldu.

Yılın son güneşli günlerini Malta'da geçirmek ve CISK yudumlayarak (Malta'nın yerel birası) güneşi batırmak çok iyi geldi diyebilirim.. Malta tüm güzellikleri ile "en güzel destinasyonlar listem"de üst sıralarda çoktan yerini aldı.

Başka bir destinasyonda buluşmak üzere...

 


Gemlik Reklam