Dilek Kaymak KISAER

Dilek Kaymak KISAER

Çocuk ilk doğduğunda kendini annenin bir uzantısı zanneder ve bağlanma psikolojisi de aslında böyle başlar.
18 Eylül 2016 Pazar 15:03:26
1558 kez okundu.

Çocuk ilk doğduğunda kendini annenin bir uzantısı zanneder ve bağlanma psikolojisi de aslında böyle başlar.Dolayısıyla çocuk böyle hissettiğinde sağlıklı ayrılma olmadıysa birey olarak devam etmek de zorluk çekmeye başlar.

Ayrılma sürecinin ilk belirginleştiği dönem okul başlangıç dönemi kabul edilir.Eğer çocuk anne ile ayrılma sürecini sağlıklı atlatamadıysa okul fobisi gün yüzüne çıkmaya başlar.

Okul fobisi nedir?

Çocuklarda okul dönemine veya saatlerine yakın ortaya çıkan kaygı, şiddetli korku,ağlama nöbetleri ve okula karşı isteksizlik gibi belirtilerle kendini gösteren durumdur.

Süreç Nasıl Başlar...

Çocuk ilk kez güvenli alanından (annenin yanı, evi )bilmediği yabancı olan bir alana girdiğinde, adapte olması gereken başka bir dünya vardır, dolayısıyla çok fazla kaygı beslemeye başlar.

Aslında belli bir yere kadar kaygı beslemesi normal ama anormal durama geçince yani ;

Çocuk okul fikrine karşı çok ciddi reaksiyon gösteriyorsa,

Yoğun ağlama nöbetleri varsa,

Yoğun öfke nöbeti gösteriyorsa,

Tamamen içine kapanmalar başladıysa,

Fizyolojik belirtilerde ortaya çıkmaya başladıysa ( karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı vb.)

Okul fobisi başlamış denilebilir...

Çocuklar olumlu ya da olumsuz duygularını sözelleştirebilmeyi ancak ilkokula başladıkları dönemde, daha belirgin olarak ise 9-10 yaşlarından sonra kazanmaktadırlar. Duyguların sözle ifade edilemediği dönemlerde yaşanan kaygı bedensel tepkilerle belirtilmektedir. Okula başlamada zorlanan çocukların karın ağrıları olmakta, uyku, iştah, ya da davranışları ile ilgili tepkiler görülmektedir. Burada  “zorlanıyorum” ya da “alışamadım” olarak anlatılmak istenen “karnım ağrıyor”, “başım ağrıyor” ya da “midem bulanıyor” gibi bedensel yakınmalarla anlatılmaya çalışılır.

Anne- Babalar Neler Yapmalı...

*Bu süreç aslında çok normal,  çünkü belirsizliğe karşı verilen bir tepki .Bu durum tüm insanlarda olan ortak bir şey, hepimiz bilmediğimiz bir yerden korkar, kaygı duyarız. Bu durumda bu belirsizliği yok etmek adına çocuğa bilgiler verilebilir .Okula neden gittiği, neler yapacağı.

* Okul korkusu ya da ayrılma ile ilgili kaygısı olan çocuklara önceden ayrılığa, bağımsızlığa alıştırılabilir.

* Bu süreçte anne-baba ve okulun işbirliği ile çocuğun desteklenmesi gerekmektedir.     *Çocuğun bu ayrılığa yavaş yavaş alıştırılması, çocuğa güvence verilmesi ve bu güvencenin yerine getirilmesi gerekir.

* Sabah okula gitmek üzere yapılan hazırlıkları eğlenceli hale getirin. Örneğin ,bir okul şarkısı söyleyin. Kahvaltıyı aceleye getirmeyin. Kahvaltıda sohbet edin, ona okulda neler yapacağını sorun, siz de gününüzü nasıl geçireceğinizi anlatın.

* Kararlı olun. Çocuğun olur olmaz bahanelerle evde kalıp oyun oynamasına izin vermeyin.Evde kalış uzadıkça okula dönüş o ölçüde güçleşir. “yatsın, dinlensin, üstüne gitmeyelim” diye evde çocuğu evde tutmak bunalımı azaltmaz, arttırır.

* Anne ve babaların hangisi daha tutarlı ve kararlı davranabiliyorsa, çocuğu okula o götürmelidir. Çoğunlukla anne bu görevi kolay başaramaz.

 

* Çocuğunuzu kendi başına dışarı çıkması için cesaretlendirin ve bunu yapabildiği zamanlarda onu ödüllendirin. Bunun dışında çocuk okul için tepki verdiğinde korkusundan dolayı suçlanmamalıdır.Zaten korkmuş durumda kaygı yaşayan bir çocuk için  ebeveynlerin çok aşırı tepki verip yargılamaları olaya çözüm getirmez  hatta daha da kötü bir hal almasına yol açar.

* En önemlisi bütün bunlara rağmen çocuğun korku ve kaygıları devam ediyor, rahatsızlıkları gittikçe artıyor ve yayılıyorsa mutlaka bir uzmandan destek istenilmelidir.

 

 

DİLEK KAYMAK KISAER

UZM. KLİNİK PSİKOLOG

 


Gemlik Reklam