Osetya BATIBAY

Osetya BATIBAY

Sekiz soruda beslenme bozukluğunu konuşacağız...
30 Ocak 2016 Cumartesi 13:58:40
1914 kez okundu.

1. Beslenme bozukluklarını tanımlar mısınız?

Beslenme bozuklukları; vücudun gerek duyduğu protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineraller gibi makro ve mikro besin öğeleri ile vücuda alınan miktarlar arasındaki uyumsuzluğu ifade etmektedir.

2. Ülkemizde en sık görülen bozukluklar hangileridir?

Türkiye’de beslenme bozuklukları oldukça yaygındır. Beslenme bpozuklukları; bebekler, çocuklar, gebeler, doğuganlık çağındaki kadınlar ve yaşlılarda daha sık görülmekle birlikte; özellikle çocuklarda görülen gördüğümüz protein-enerji malnutrisyonu, zayıflık, şişmanlık, vitamin ve mineral eksiklikleri (Raşitizm, anemi, guatr) ve beslenmeye bağlı kronik hastalıklardır (kalp-damar hastalıkları, yetişkin tip şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği, bazı tür kanserler ve osteoporoz); en sık rastladığımız beslenme bozukluklarıdır.

3. Hayati risk sınırları nerede başlar?

Beslenme bozukluklarının her türü hayati risk taşımaktadır. Yetersiz veya fazlabeslenmeye bağlı beslenme bozklukları uzun vadede doğrudan organların ve metabolizmanın çalışmasını kötü yönde etkiler ve ölümcül durumlara yol açabilir.

4. Beslenme alışkanlığında ailesel faktörler ne kadar etkilidir?

Beslenme alışkanlıkları özellikle çocukluk döneminde kazanılmaktadır. Dolayısıyla beslenme alışkanlığının alışkanlığının kazanılmasında ; aile yapısı, ailedeki kişi sayısı, ailenin ekonomik durumu, anne ve babanın eğitim durumu, beslenme konusundaki bilgi ve alışkanlıklar, annenin yaşı, doğumlar arasındaki süreler, çocuğun doğum ağırlığı, yaşayan kardeş sayısı, ölen kardeş sayısı gibi nedenler oldukça etkileyici bir role sahiptir.

5. Yalnızca doğru diyet reçeteleri vermekle çözüm sağlayabiliyor musunuz?

Beslenme bozukluklarının tedavisinde; doğru beslenmenin yanı sıra medikal tedavi ve psikolojik tedavi ile daha başarılı sonuçlar elde etmekteyiz.

6. Birlikte çalıştığınız başka uzmanlık alanları var mıdır?

Beslenme bozukluklarının oluşmasında etkili olan medikal fakörlere bağlı olarak birlikte çalışığımız çeşitli uzmanlık alanları vardır; endokrinoloji, gastroenteroloji, göğüs hastalıkları, ortopedi, nöroloji , diş sağlığı gibi. Ayrıca beslenme bozukluğunda psikolojik faktörlerin ön planda olması nedeniyle, psikiyatri alanıyla da birlikte çalışmayı tercih etmekteyiz.

7. Aşırı zayıflık veya şişmanlık dışında destek verdiğiniz diğer alanlar hangileridir?

Kilo alma ve kilo kaybının yanı sıra, beslenmeye bağlı oluşan veya hastanın beslenmesini etkileyen tüm hastalıklarda da beslenme desteği sağlamaktayız.

8. Son olarak, ilkbahar beslenmesine yönelik özel tüyolarınız nelerdir?

Vücudumuz kış şartlarına uyum sağlamışken, baharın gelmesiyle ve havaların ısınmasıyla birlikte yeni bir uyum sürecine girer. Kışın,ısı kaybını engellemek amacıyla büzülen damarlar, havanın ısınmasıyla genleşir ve oganlarda yoğunlaşan kan küleleri vücuda daha homojen ve hızlı şekilde dağılabilmektedir. Nemin artmasıyla birlikte görülen bahar yorgunluğunun yanı sıra; alerjik reaksiyonlar, kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları, romatizma, solunum yolu hastalıkları ve mide rahatsızlıkları da sıklıkla artış gösterir. Yani kış süresince savunma halinde olan bedenimiz; baharın gelmesiyle savunmasında gevşemeler oluşturur. Bağışıklık sisteminin tembelleşmeye başladığı bu günlerde, doğru beslenerek vücuda iyi bir takviye yapmak mümkün. İşte bahar aylarında bağışıklığı güçlendirmek ve sağlıklı beslenmek için birkaç tüyo;

Şekerli ve çok fazla karbonhidrat içeren yiyeceklerden, hamur işlerinden kaçının.

Yağlı yiyeceklerden ve kızartmalardan uzak durun.

Tam buğday unundan yapılmış ekmekleri ve zengin lif içeriğine sahip tahılları tercih edin.

Mutlaka güne kahvaltı ederek başlayın.

Besinleri iyice çiğneyerek tüketin, hızlı yemek yemekten kaçının.

Kızarmış, kavrulmuş etler yerine, haşlama, ızgara etler tercih edin.

Probiyotik ve prebiyotik özellikteki yiyecek ve içecekleri düzenli tüketin.

Her mevsim bol bulunan taze sebze ve meyvelerden tüketin. Meyve ve sebzelere rengini veren maddeler (karoten) bağışıklık sistemini güçlendiren, anti oksidan özellikte olan kimyasal bileşikliklerdir. Bu nedenle her renk sebze ve meyveyi çeşitlendirerek sofranıza taşıyın.

Fazla kafeinden kaçının. Kahve yerine rahatlatıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici yeşil çay, kuşburnu, papatya, adaçayı gibi bitki çayları tercih edebilirsiniz.

Kandaki şekeri dengelemek ve mideye aşırı yüklenmemek için az ve sık aralıklarla beslenin.

Haftada en az iki kez balık tüketin.

Tuz tüketiminizi azaltın. Gizli tuz içeren hazır gıdaları dikkatli tüketin.

Fiziksel aktivite egzersizi hayatınızın bir parçası haline getirin. Haftada en az 3 gün düzenli spor veya egzersiz yapın.

Düzeni uyku uyumaya özen gösterin.


Gemlik Reklam