Özgür SEFEROĞLU

Özgür SEFEROĞLU

Öyle uzun uzadıya değil, anlatılmak istenilenler çokta zor olmayan kısa cümleler içerisinde ifadeye geçebilir, Merhaba.
28 Ekim 2015 Çarşamba 14:02:22
1704 kez okundu.

Öyle uzun uzadıya değil, anlatılmank istenilenler çokta zor olmayan kısa cümleler içerisinde ifadeye geçebilir, Merhaba.

Yaşadığımız yerin önemine dair, bir çok yazı kaleme alındı, bir çok tanıtım filimleri yapıldı ve dahi çok güzel anlatımlar dinledik. Yaşadığımız yer, evimiz, yurdumuz, yuvamız, önemi için daha nasıl bir ifade kullanabiliriz ki? Bizi biz yapan, lakin neden bu kadar hor, bu kadar kötü, hoş görüsüz vede sevgisiz davranılmıştır, Sevgili ÜLKEM gibi. Yönetim, idare ve hizmet gerçek manada sevgi işidir. Yapmayın kıymayın, kıymayalım.

"ZEYTİNYAĞLI YİYEMEM AMAN" türküsünün acı gerçeği;

Biz Devrimi hep Emperyalizme karşı istedik, yapmaya çalıştık..
Bursa yöresine ait bu türkü 2 Kasım 1954 tarihinde İhsan Kaplayan’ dan kaynak gösterilerek Muzaffer Sarısözen tarafından derlenmiştir.
Marshall Planı 2. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 ülke, bu plan uyarınca ABD’den ekonomik kalkınma yardımı almıştır. ABD geçmişten beri dünyanın en büyük mısır üretici ülkesidir. ABD birikmiş olan mısır dağlarını eritmenin bir yolu olarak mısırözü yağı ihracaatını keşfetmiştir. Marshal yardımının koşullarından biri Türkiye’nin ABD’den mısırözü yağı almasıdır.
(Yeni Sömürgecilik Açısından Gıda Emperyalizmi, Osman Nuri Koçtürk, Toplum Yayınları, 1966).

Buna koşut olarak Türkiye’de ilk margarin fabrikası kurulur. Yine aynı dönemde yüz binlerce zeytin ağacı sökülerek bir katliam yapılır. Kalan zeytin ağaçlarından elde edilen zeytinyağının büyük bölümü ABD tarafından Dolar karşılığı alınır ve mısırözü yağı TL karşılığı satılır.
Türk insanı zeytinyağından soğutularak mısır özü yağına ve margarine alıştırılır. Bu amaçla zeytinyağı ısınırsa kanser yapar gibi yalanlar uydurmaktan da geri kalınmaz. Hâlbuki zeytinyağı halk ağzındaki deyişiyle dumanlaşma derecesi en yüksek (en zor yanan) sıvı yağlardan biridir.

Bununla da kalınmaz, kötülemek için tıpkı bugün yapılan halkla ilişkiler endüstrisi çalışmaları gibi “Zeytinyağlı yiyemem aman, basmadan fistan giyemem aman…” diye türkü sipariş edilir ve ülkenin en popüler türküsü yapılır.
Katı yağ/margarine mahkûm edilen halk, 20-30 yılda bir kaşık yağa bile muhtaç hâle getirilir. Ve basma giyen kadınlar, plastik giysilerle tanıştırılır…( Prof. Dr. Kenan Demirkol ) alıntı…

Geldiğimiz üçüncü binyıl başlarında maruz kaldığımız, yaşamak zorunda bırakıldığımız olayların analizini yapamak için çok bir şey bilmeye gerek yok diyeceğim ama bunuda cehalete bağlayacak bir profille karşı karşıyayız. Her şey ortada arkadaş yapılacak çok şey varken hiçbirşey yapılmıyor, uçuruma gidiyoruz. Hızırda yetişemeyecek kayıpediyoruz.

Tarihimiz, doğamız vede en önemlisi ortaklaşarak yoğurularak bugünlere kadar gelebilmiş olan kültürümüz, bizi biz yapan bütün değerlerin ortak noktalarındaki bütün bedeller ödenmiştir, en son örneklerinden biriside 29 Ekim’dir. Akılla, çalışarak , sadakatle ve sevgi ile GEMLİĞİMİZE sahip çıkarak daha güzel günlere… Hoşçakalın.


GemlikLife